08 09 2009

Ebù Hureyre Radı’yallahu Anh naklediyor: “Rasùlullah Salla’llahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: -Allah’ın yüzden bir eksik, 99 ismi vardır. Her kim bunları ihsâ ederse Cennet’e girer... ALLAH1-"Hüvallahü'l-lezi La ilahe illa Hu" "Allah"O kendinden başka hiç bir ilah bulunmayan tek bir Allah'tır.2-"er-Rahman":Esirgeyici,bütün mahlukatına rahmetiyle muamele eden(dünyada)3-"el-Melik":Mülkün sahibi,mülk ve saltanatı devamlı olan.4-"er-Rahim":Bağışlayıcı,sevdiklerine ve müminlere merhamet eden (ahirette).5-"el-Kuddüs":Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.6-"es-Selam":Her çeşit afet ve kaderlerden emin olan.7-"el-Mü'min":Kullarına emniyet veren. Kendinin ve peygamberlerinin doğruluğunuortaya koyan,kullarına yaptığı vadinde sadık.8-"el-Müheymin":Saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden,her şeyi gözetip koruyan.9-"el-Aziz":İzzet sahibi,mağlup edilmesi imkansız olan,her şeye galip olan.10-"el-Cabbar":Azamet ve kudret sahibi,istediğini mutlak yapan,dilediğine muktedir olan.11-"el-Mütekebbir":Ululuk sahibi,her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren.12-"el-Halik":Her şeyin varlığını ve geçireceği halleri takdir eden,yaratan,yoktan var edenbüyüklükte eşi olmayan.13-"el-Bari":Her şeyin aza ve cihazını birbirine uygun yaratan.14-"el-Muvassir":Tasvir eden ,her şeye bir şekil ve hususiyet veren.15-"el-Gaffar":Kullarının günahını örten,mağfireti çok, günahları bağışlayıcı.16-"el-Kahhar":Her şeye,her istedigini yapacak surette,galip ve hakim.17-"el-Vahhab":Çok fazla ihsan eden,çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayan.18-"er-Rezzak":Bütün mahlukatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.19-"el-Fettah":Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran,darlıktan kurtaran.20-"el-Alim":Her ş... Devamı

08 09 2009

   VİRD NEDİR Vird, günlük vazife demektir. Her gün belli miktar yapılan zikre de vird denir. Bu zikir belli miktar Kur’an okumak, salavat getirmek ve tövbe- istiğfar etmek de olabilir. Vird kalp için günlük ilaç hükmündedir. Kalbin gafletten uyanması ve şifa bulması için her gün bu ilacın alınması gerekmektedir. Vird, beş vakit namaz gibi müslümanın hayatına girmelidir. Büyükler ‘virdi olmayanın varidi olmaz’ (Eşref Ali Tanevi, Hadislerle Tasavvuf, 88) demişlerdir. Varid, manevi feyiz ve ilahi hediyeler demektir. Vird, hak yolcusunun ana sermayesidir. Vird Allah dostlarının sırrı kabul edilmiştir. O sırra ve Allah dostluğuna ulaşmanın yolu virddir. Gafletle de olsa vird çekilmelidir. Gafletle çekilen zikir, hiç çekmeyip terk etmekten daha hayırlı ve kazançlıdır. Çünkü insan farkında olmasa da vücudu o anda Allah’ın zikri ile meşgul olur. Vird dersi yirmi dört saat içinde yapılabilir, ancak zikrin en faziletli vakti sabah ve akşam vakitleridir. Vird dersi için mekruh bir vakit yoktur. Ancak virdle meşguliyet, farz ibadetleri geciktirmemelidir. Bütün zamanlar zikir için yaratılmıştır. Allahu Teala’yı sevenler O’nu çok zikrederler. Yüce Rabbimiz: “Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin” (Enfal, 45; Ahzab, 41; Cuma, 10) gibi benzer ayetlerle müminlerden devamlı zikir istiyor. Bu zikirlerin sabah-akşam her vakte yayılmasını emrediyor. Kendisini çokça zikreden erkeklere ve kadınlara mağfiret ve büyük bir mükafat hazırladığını müjdeliyor. (Ahzap, 35)İslam alimleri Allah’ı çokça zikreden kimselerden olmak için önce beş vakit namazın hakkıyla kılınması gerektiğini söylemişledir. B... Devamı

04 09 2009

Yıllardır beni uyuttun. Hep yarına bıraka bıraka koca bir ömür heder oldu. Gecelerim teheccütsüz, heyecansız, gündüzlerim semeresiz başarısız geçti. Acaba yarın yarın diye uyuttuğun yarınlarımı, meçhul bir yarında nasıl doldurabileceksin...Ne zaman beni çevreleyen basitliklerle bağımlılıklara, civciv misali küçük bir darbe vurup hür dünyaya açılmak istesem, granitten dağlar gibi karşıma dikildin. Olmadık desiselerle beni kandırdın. Bitmeyen isteklerle beni aldattın. Yıllardır taam (yemek), kelam (konuşma) menam (uyku)hapisanesinde, inim inim inlettin, ızdıraplarımı, bana ney gibi dinlettin. İrademi, rehavet, meskenet zincirleriyle sımsıkı sardın. Bana sunulan saat altınlarını değerlendiremedin. Hepsini badi heva zayı ettin. Kimbilir, içinde ne hediyeler saklayan günlerin ve ayların zarfını açamama bile müsaade etmedin. Hepsi boşa gitti. İçlerinde neler sakladığını anlayamadan.Söyler misin; ALLAH aşkına, senin yaşayan bir cenazeden ne farkın var?İnsan süresini ağlaya ağlaya okudun. Ama o muhteşem sarayın kapılarını bir türlü aralayamadın. Kendini, kendi çevreni tanıdığın kadar tanıyamadın. Kendi içinde kendine yabancı kaldın. Kendi kendine hapisane yaptın.Fetih süresini okudun, bırak dışarıyı, içinde bir tek fetih bile yapamadın. Konuşma, yemek, uyku esaretinden kurtulamadın. İradeni feth edemedin. Namazla cenneti takas etmeyi çalıştın, ayetleri bir teyp gibi ezberledin ama uyguladıkların hep adetlerin oldu.Peygamberimizin saçlarını ağartan Hud süresiyle karanlık gecelerin bir türlü aydınlatamadın. Gayreti hep birilerinden bekledin. Senin de birileri olduğunu hep unuttun.Bir fikir uğruna hayatı hakir gören peygamberlerin hayatını, uzun kış gecelerinde kıssa niyetiyle okudun. Fakat hayatındaki kışları, bir türlü baharlara çeviremedin. Çünkü o... Devamı

31 08 2009

TASAVVUFUN KAYNAĞI Dilaver Selvi Tasavvuf her şeyi ile dinin hizmetindedir. Hedefi, takvâya ulaşmış kâmil insan yetiştirmektir. Ölçüsü Kur’an ve Sünnettir. Sermayesi ilâhî muhabbettir. Meyvesi aşk ve edebtir. Tasavvuf, çoklarının Kur’an ve Sünnette ismini aramakla meşgul olup, aslından mahrum olduğu bir cevherdir. Aslı ve sıfatıyla tamamen nassların (âyet ve hadislerin) meyvesi olan gerçek tasavvuf, sırf bir kelime kargaşası yüzünden ihtilaf konusu olmuştur. Bazıları onu İslâmın dışında göstermeye çalışmış, bazıları ona hep endişeyle bakmış, bazıları da onunla hiç ilgilenmemiştir. İşin başında usül hatası yapanlar, ne yazık ki sonuçta doğruya isabetten mahrum olmuşlardır. Tasavvuf mürşidlerin ortaya koyduğu yeni bir din değildir; zaman içinde teşekkül etmiş bir terbiye okuludur. Her şeyi ile dinin hizmetindedir. Hedefi, takvaya ulaşmış kâmil insan yetiştirmektir. Ölçüsü Kur’ân ve Sünnettir. Sermayesi ilâhî muhabbettir. Meyvesi aşk ve edebtir.Fıkhî ictihatların hepsini doğrudan Kur’ân ve sünnette aramak doğru olmadığı gibi; tasavvufun bütün usül ve edeblerini âyet ve hadislerin açık beyanlarında aramak da isabetli değildir.Müctehidler fıkıh alanında ictihad yetkisine sahip oldukları gibi, kâmil mürşidler de ahlâk ve terbiye alanında ictihad yapmaya, yeni usüller belirlemeye ehildirler. Bunun kendine has usülleri vardır. Bu iş din adına olduğundan sevabı çok olduğu gibi, mesuliyeti de büyüktür.Bir şeyin Kur’an ve sünnette olup olmadığını araştırırken bir usül vardır. Bazen, ictihadla elde edilen sonuçlar, ilk anda âyet ve hadislerde mevcut olmayan hükümler gibi gözükebilir. Ancak ictihad incelendi... Devamı

25 08 2009

Bir Adın KalmalıBir adın kalmalı geriyeBütün kırılmış şeylerin nihayetindeAynaların ardında sırYalnızlığın peşinde kuvvetEvet nihayet bir adın kalmalı geriyeBirde o kahreden gurbetSen say ki ben hiç ağlamadımHiç ateşe tutmadım yüreğimiGeceleri koynuma almadım ihanetiHele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdanVe hiç gitmedi bir topak kan gibi adınİçimin nehirlerindenEvet yangınEvet salaş yalvarmanın korkusunda talanEvet kaybetmenin o zehirli buğusuEvet isyanEvet kahrolmuş sayfaların arasında adınSokaklar dolusu bir adamın yalnızlığıBu sevda biraz nadanBiraz da hıçkırık tadıPencere önü menekşelerinde her akşamDağlar sonra oynadı yerindenVe hallaçlar attı pamuğu fütursuzcaSen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdamVe ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdıYani ben seni sevdiğim zamanAyrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanınYine deBir adın kalmalı geriyeBütün kırılmış şeylerin nihayetindeAynaların ardında sırYalnızlığın peşinde kuvvetEvet nihayet, bir adın kalmalı geriyeBir de o kahreden gurbetBeni affetKaybetmek için erkenSevmek için çok geçİbrahim Sadri Devamı

25 08 2009

ÇileGâiblerden bir ses geldi: Bu adam,Gezdirsin boşluğu ense kökünde!Ve uçtu tepemden birdenbire dam;Gök devrildi, künde üstüne künde…Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,Ok çekti yukardan, üstüme avcı.Ateşten zehrini tattım bu okun.Bir anda kül etti can elmasımı.Sanki burnum, değdi burnuna (yok) un,Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.Bir bardak su gibi çalkandı dünya;Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.Al sana hakikat, al sana rüya!İşte akıllılık, işte sarhoşluk!Ensemin örsünde bir demir balyoz,Kapandım yatağa son çare diye.Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,Yepyeni bir dünya etti hediye.Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;Mekânı bir satıh, zamanı vehim.Bütün bir kâinat muşamba dekor,Bütün bir insanlık yalana teslim.Nesin sen, hakikat olsan da çekil!Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!Otursun yerine bende her şekil;Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.Deliler köyünden bir menzil aşkın,Her fikir içimde bir çift kelepçe.Niçin küçülüyor eşya uzakta?Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?Sonum varmış, onu öğrensem asıl?Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,Bir fikir ki, beyin zarında sülük.Selâm, selâm sana haşmetli azap;Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!Ey yedinci kat gök, esrarını aç!Annemin duası, düş de perde ol!Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!Uyku, kaatillerin bile çeşmesi;Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.Teselli pınarı, sabır memesi;Size şerbet, bana kum dolu çanak.Bu mu, rüyalarda içtiğim ... Devamı

25 08 2009

Güneşin doğmasına 1 saat kala, yorganımızı teperek kalktık. Gecenin bu en geç saatinde sükut bir horultu sesi vermektedir. Gafletten silkelendik ve temizliğimizi başından sonuna kadar tamamladık. Giyinsek daha iyi olur; ama temiz pijamayla da işimizi görebiliriz. Mezhebimizde, Şafiinin aksine, çoraplısı çıplak ayaktan daha faziletlidir. Odamız tertemiz... Seccadeyi temizin üstüne en temiz olarak yere serdik ve böylece ibadet sahamızı en titiz temizlik çerçevesiyle sınır içine almış olduk. Seccademizin şekilsiz, nakışsız, ziynetsiz, kirleri ifşa edecek renkte olması daha makbul... İpek olmamalı...Üzerinde cami ve kabe resimleri ve haça benzer nakışlar buluan ve ister istemez gözü cezbeden seccadelerden de kaçınmalı... secde yeri işaretli seccadenin ayak ucandayız. Tavrımız dimdik, askari bir ihtiram ifadesi...Başımız eğik, belimiz bükük ve ayaklarımız çarpık değil... Ayak parmakları Kıbleye doğru ve ayaklar birbirinden 4 parmak açık... Gözümüz secde yerinde ve kollarımız iki yana sarkık vaziyette... 5 defadan az olmamak şartiyle istiğfar (estağfirullah)... Ve açık, tabii sesle, yanımızdaki bir adamın işitebileceği tonda, kamet... Ezan okumuyoruz, çünkü camiinde ezan okunan bir semtte, mescit dışı münferit, hatta toplu namaz kılınırken ezana lüzum olmadığını biliyoruz. Sadece kamet... Ve niyetle içiçe tekbir... Eller kulaklara doğru kalkarken niyet ve tekbir (Allahü Ekber)... Niyet içten, tekbir açık ses... Baş parmaklar kulak yumuşaklarını değmiş ve namaz başlamıştır. Tekbirde avuçların kıbleyi kaybetmemesi gerek... Ellerimizi indirdik ve göbek altında bağladık. Sağ el solun üstünde ve baş ve serçe parmaklarıyla sol bileği kavramış biçimde (Kıyam)... Üç parmak üstte... Çok yavaş sesle 'Sübhaneke'... ... Devamı

23 08 2009

İftarda Yapılacak Duâ"Allâhumme leke sumtu ve bike âmentu ve aleyke tevekkeltu ve alâ rızkıke eftartu veli savmi ğadin neveytu fağfir limâ kaddemtu vemâ ahhertu." Anlamı:"Allah'ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarının orucuna da niyet ettim, benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla." Devamı

23 08 2009

Ramazan’daki hedeflerimiz neler olmalı?Bir Müslüman olarak rahmet ve bereket ayı olan Ramazan’ı en verimli şekilde geçirebilmek için kendimize şu hedefleri belirleyelim: Çok Kur'an-ı Kerim okumak ve hatim indirmek. Teravih namazını 20 rekat olarak cemaatle camilerde kılmak. İftar saatlerinde ümmeti Muhammet için çok dua etmek. Oruçlarımı mutlaka sahura kalkarak tutmak ve sahur vakitlerini dua, namaz ve Allah’ı zikirle çok iyi değerlendirmek. Öğrencilere, komşularımıza ve akrabalarımıza iftar vermek. Sadaka, burs, bağış ve yardımlarımızı bu ayda biraz daha artırmak. Allah'ın isimlerini bolca zikretmek. Gıybet, su-i zan, yalan, dedikodu gibi günahlardan uzak durarak orucumuzu lekelememek. Ramazan’ımızı bereketlendirmek için fitremizi fazlasıyla vermek. Çevremize hayırhâh olup bu ayda kalplerin de yumuşamasını fırsat bilerek din-i mübin-i İslam'a hizmet adına daha fazla şeyler yapmak. Hayır ve hasenat sahiplerini yeni bir nesle sahip çıkma adına çeşitli hayırlara kanalize etmek. Kötü huy ve alışkanlıklarımızı bu rahmet ve bereket ayında tamamen terk etmeye çalışmak. ‘Ramazan tebrik ziyaretleri’ adı altında tanıdık tanımadık herkese ziyaretlerde bulunmak. ‘Her gece Kadir Gecesi olabilir’ mülahazası ile Ramazan gecelerini çok dinç olarak ibadet ve dua ile değerlendirmek. HAYIRLI RAMAZANLAR Devamı

23 08 2009

'بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ'شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْ&... Devamı

23 08 2009

Dilaver Selvi Tasavvufi Sohbet "Tövbe Ahlakı"VEDA HUTBESİ WWW.İLAHİLİ.COM Devamı

23 08 2009

Yâr ile ŞimdiAhmet Çağıl ya da kendisini tanıyan ve sevenlerin ifadesiyle Doktor Ahmet Abi, neredeyse kırk yılı aşkın bir süre, hem özel doktorluğunu yaptığı hem de hususi sohbetlerine katılmış olduğu Allah dostlarının manevi terbiyesi altında geçen müstesna zamanları elinizdeki eserde adeta özetliyor. Akıcı, latif ve okuyanı hemen saran sımsıcak bir üslupla, maneviyat yolunun inceliklerini, kıssalarla, vecizelerle bezeyerek okurla paylaşıyor. Ses kayıtları bulunan ve elden ele dolaşarak çok geniş kitlelerce takip edilen bu sohbetleri ilk kez bir kitap formunda sunmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz."Allah dostlarının içinde hiçbir kötü düşünce yok, dünyaperest değiller, gönülleri muhabbetle dopdolu ve gerçekten dostluk yapılacak güzel insanlar... Onlar, Allah için bir araya gelmişler, sevgilerini Allah için yapmışlar, düşüncelerini Allah için kurmuşlar. Bizim için en kıymetli olan beraberlik, Allah dostları ile geçen zamanlardır. Allah Teala, ashab-ı kiramı, Peygamber Efendimiz (s.a.v) hayatında topladığı gibi; yine onun varisi olan evliya zatlar vasıtasıyla müslümanları her devrinde bir araya getiriyor."Arka Kapak Yazısıdır Devamı

23 08 2009

ehl-i tasavvuf -senem ay-

Haydi artık sözler sükut etsin..vuslat anı.. Hadi hazır mısınız...? Serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru. kapatın gözlerinizi.. aydınlığınız gönlünüzdeki O'na olan sevginiz olsun.. göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza. yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız.. Işte dost nedir bilmek mi istersiniz.. menfaatsiz.. korkunuz olmayacak.. acaba demiyeceksiniz.. acaba ben onu sevsem o da beni sever mi korkunuz olmayacak yüreğinizde çünkü O vaad ediyor.. severseniz severim.. ne güzel değil mi sevginize karşılık bulmak.. sevginizin karşılıksız kalmıyacağını bilmek.. şu dünyada yüreğinizi yakan onca dosta.. onca sevgiliye bir çare bir derman.. yürek yakmayan.. yüreğe serinlik veren bir dost.. vedud olan bir dost.. rahman olan bir dost.. rahim olan bir dost.. gafur olan bir dost.. sözünde sadık olan bir dost.. surete değil sirete bakan bir dost.. Dost.. dost.. dost.. diye inleyene Gel.. gel.. gel.. diye nida eden bir dost.. Ben seni sevdim diyene gel kulumsun diyen bir dost.. suretimle.. maddemle değil.. yüreğimle acziyetimle geldim diyene rahmetinle.. şefkatimle.. inayetimle karşılandın diyen bir dost.. Haydi yandıysa yüreğiniz.. yediğiniz darbeler yıldırdıysa sizi.. sevginiz hep sevgisiz kaldıysa.. yüreğinize değer verilmediyse.. artık dayanamıyorum sevgisiz kalmaya diyorsanız serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru. kapatın gözlerinizi.. aydınlığınız gönlünüzdeki O''göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza. yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız.. O dost ise yürekte serinlik var O dost ise yürekte huzur var O dost ise yürekte coşku var O dost ise yürekte yürek var... Ve O.. eğer O sevgili ise aşık olunan ise.. İşte o zaman yürekte olana tarif yok.. İşte o zaman yürekte olanı yazacak kalem yok.. İşte o zaman yür... Devamı

23 08 2009

Hz .Ebubekir'in(ra) Duası

Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: — Bana bir dua öğret de namazımda okuyayım, dedi. O da şöyle buyurdu: —Allâhümme innî zalemtü nefsî zulmen kesîran ve lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente, fağfir-lî mağfireten min indik, ve’rhamnî inneke ente’l-gafûru’r-rahîm: Allahım! Ben kendime çok zulmettim. Günahları bağışlayacak ise yalnız sensin. Öyleyse tükenmez lutfunla beni bağışla, bana merhamet et. Çünkü affı sonsuz, merhameti nihayetsiz olan yalnız sensin, de. Buhârî, Ezân 149, Daavât 17, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 48 Duanın Arapçası:اَللّـٰهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ، وَارْحَمْنِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ... Devamı

23 08 2009

oruçlu iken nelere dikkat etmeliyiz

Oruç tutan bir kimse söz ve davranışlarına niçin dikkat etmesi gerekir?Oruç, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan bir ibadettir. Oruç tutmak bir anlamda gün boyu ibadet halinde olmak demektir. Oruç tutarak Allah'ın bir buyruğunu yerine getirmek insanı Allah'a yaklaştırır. Bu nedenle oruç tutan bir kimse, söz ve davranışlarında daha dikkatli olması gerekir. Sevgili Peygamberimiz bu konuda şu uyarılarda bulunur:"Kim kötü ve davranışları bırakmazsa, onun yemesini içmesini terk etmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur."( Tirmizi)"Oruç kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu bir günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Ona biri sataşır veya kötü söz söylerse, 'ben oruçluyum' desin" (Buhari)Oruç tutarken nelere dikkat etmeliyiz?Peygamberimizin bu uyarıları doğrultusunda bilinçli bir şekilde oruç tutan kimse; kötü söz ve kötü davranışlardan uzak durmaya özen göstermelidir. Ailesi, arkadaşları ve çevresindekilerle iyi ilişkiler içinde olmalıdır. Yaptığı kötü davranışların, tuttuğu orucun değerini ve sevabını azalttığının bilinciyle hareket etmelidir.Oruç tutarken dikkat etmemiz gerekin başka bir konu da temizliktir. Özellikle ağız ve diş temizliğine özen göstermeli, bu konuda başkalarını rahatsız edecek davranışlardan kaçınılmalıyız. Ayrıca çevremizde oruç tutan insanlar olduğu gibi, tutmayanlar da olabilir. Tutmayanlara karşı saygı ve hoşgörüyle yaklaşmamalıyız. Devamı

22 08 2009

Prof. dr. Nevzat Tarhan'ın kaleminden;Başını örtenler:Eğer inanmadan örtünüyorsanız, başörtüsünü çıkarınız.Eğer siyasi simge olarak örtüyorsanız, çıkarınız.Eğer mahalle baskısı ile örtüyorsanız çıkarınız.Eğer babanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.Eğer kocanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.Eğer ağabeyinizin baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.Eğer yaşadığınız ortamda prim yaptığı için örtüyorsanız, başörtünüzü çıkarınız.Eğer gelenek olduğu için örtüyorsanız, çıkarınız.Eğer sizi güzelleştirdiği için başınızı örtüyorsanız, çıkarınız.Eğer Allah için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.Eğer inandığınız için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.Eğer dini gereklilik için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz devam ediniz. Ancak artık özgür olmadığınızı unutmayın. Başörtüsü ile sakız çiğneyerek dolaşamazsınız. Karşı cinsle sarmaş dolaş olamazsınız. Artık temsil ettiğiniz bazı değerlerin var olduğunu unutmayınız.Eğer inandığınız için örtünüyorsanız içini doldurunuz. Dürüstlüğünüz, çalışkanlığınız, hoşgörünüzle örnek olurken; ahlakî anlayışınız, oturup kalkışınızda da daha dikkatli olmalısınız.Çünkü başörtüsü sizin için hem bir hak hem bir değerdir.Haktır; çünkü sonradan çıkarılmış bir kavram değildir. 1400 yıllık bir geçmişi vardır. O halde örtündüğünüz gibi yaşayın. Yaşadığınız gibi örtünün.Karşı ÇıkanlarBaşörtüsüne size ölümü hatırlattığı için karşıysanız, vazgeçiniz. Ölüm vardır ve gerçektir.Başör... Devamı

22 08 2009

Bazı sözler insanı uçuruma götürür!İnsan konuşurken kullandığı sözlere dikkat etmeli, imana aykırı sözlerle dilini ve kalbini kirletmemelidir. Allah korusun bilmeden imanımızı kaybedebiliriz.İman, kişiyi bütün varlığın tek sahibi Allah’a muhatap kılması ve O’na bağlaması itibarıyla, insana huzur ve şeref veren büyük bir güç merkezidir. Çünkü iman sayesinde insan Yaratıcı’sına bağlanır. Bu sayede insan, iman ile insanda görünen İlâhî sanatları ve Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin nakışları itibarıyla kıymet kazanır. İnançsızlık ise o bağı koparır. İnsanın Rabb’iyle arasındaki bağ kopunca, Allah’ın insan üzerindeki sanatı gizlenir.İnsan çok zayıf ve aciz bir varlıktır. Kendisinin veya başkalarının başına gelen musibetlerde çoğu zaman bir şey yapamaz. Bu musibetler, imansızları veya imanı zayıf olan kimseleri aşırı derecede sıkıntıya sokar, huzursuz eder. Fakat huzursuz olmakla elinden de hiçbir şey gelmez.İmanı elde eden bir mümin ise her şeyde İlâhî rahmetin izini, özünü görür. Her şeyde O’nun hikmetini, adaletinin güzelliğini müşahede eder, tam bir teslimiyet ve rıza ile Rabb’inden gelen musibetleri teslimiyetle karşılar. Hayatın zorlukları karşısında dirençli olur. Böyle kimseler, çeşitli musibetlere maruz kalanlara karşı Cenab-ı Hakk’ın merhametinden daha çok şefkat göstermez ki, elem ve azap çeksinler. Böylece sadece ahiret hayatında değil, dünya hayatını dahi saadet içerisinde geçirirler. Ayrıca imanın insana kazandırdığı en mühim fayda, insanı nefsin ve şeytanın vesveselerine kapılmadan huzurlu bir şekilde kabre imanlı olarak götürmesidir. Bu şekilde insan hem bu dünya hem de öte dünya saadetini elde eder.AĞZIMIZDAN ÇIKAN S&Oum... Devamı

22 08 2009

Mescid-i Nebî'de Kırk Vakit NamazPeygamberimizin şöyle dediği iddia edilir:"Kim, bir tek namaz kaçırmaksızın benim mescidimde kırk vakit namaz kılarsa ona cehennem ateşinden uzak oluş ve azaptan kurtuluş yazılır. O, nifaktan uzak olur[1]."Namaz, bütün müminlere farzdır ve her yerde kılınabilir. Mescit, namazın cemaatle kılındığı yerdir. Peygamberimizin mescidi, bu açıdan diğer mescitler gibidir. Kur'an-ı Kerim, yeryüzündeki ilk mabedin Mekke'de olduğunu, oraya girenin güven içinde olacağını, o mabedi ziyaretin oraya yol bulabilen her mümine farz olduğunu bildirir. Ama onu, başka konularda diğer mescitlerden ayırmaz. Mescid-i Haram'a ve hacılara hizmetle övünen Mekkeli müşriklerle ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:"Müşrikler, kendi kâfirliklerini bilip dururken Allah'ın mescitlerine hizmete yetkili değillerdir. Onların çalışmaları boşunadır. Onlar hep ateş içinde kalacaklardır.Allah'ın mescitlerine hizmeti sadece, Allah'a ve ahret gününe inanan; namazı kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar yapabilirler. Bunların doğru yolda olmaları umulur." (Tevbe 9/17-18)Mekkeli müşrikler Mescid-i Haram derken Allah Teâlâ'nın bütün mescitleri içine alacak şekilde "Allah'ın mescitleri" demesi önemlidir. Daha önemlisi, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılıp zekât veren ve Allah'tan başkasından korkmadan Allah'ın mescitlerini imar eden kimselere bir güvence verilmemesidir. Onlarla ilgili hüküm şudur: "Umulur ki, bunlar yola gelmişlerden olurlar."Ayetler şöyle devam ediyor: "Siz, hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'a hizmeti, Allah'a ve ahiret gününe inanan ve Allah yolunda bütün engellere göğüs geren kimsenin yaptığı ile bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında bir olmazlar. Allah yanlışlar içi... Devamı