28 03 2017

AŞK TA TESADÜF OLMAZMIŞ LAKİN TEVAFUK,YANİ İKİ BEDENİN BİR GÖNÜLE SIĞDIRILMASIYMIŞ VE AŞK ANCAK BİR KAÇ KULA NASİP OLAN İLAHİ BİR SIRMIŞ..  Devamı

28 03 2017

LEYL-İ AŞK

​ Leyla'ya olan aşkından mecnuna dönen Kays Leyla'nın varlığı dahil tüm maddi varlıklarla ilişkisini geçmiştir. Öyle ki Leyla Mecnun'u bir gün çölde bulduğunda Mecnun Leyla'yı tanımaz. "Leyla benim içimde sen kimsin" der. Leyla Mecnun'un eriştiği mertebeyi anlar ve bir şey diyemeden gider. Çünkü AŞK Kays'ı önce mecnun etmiş sonrada Leyla'nın varlığını aşar hale gelmiştir. Mecnun bir nevi aşkıyla önce kendini sonra Leyla'yı öldürmüştür. Asl olan baki kalan sadece yalnızca Mecnun'un Leyla'ya olan aşkıdır. Leyla'nın varılığı değil...... Devamı

27 03 2017

~~~~~~~~

Güzel bir söz şu ``görüşmek üzere``. Hem bir ayrılığı ima ediyor hem de tekrar buluşma arzusunu... Ne tümüyle iyimser ne tümüyle kötümser... İkisini de içinde barındıran bir ifade... Ne ``kendine iyi bak`` gibi umutsuz, ne ``hoşçakal`` gibi yalan...  Ne``öptüm `` gibi yapmacık, ne de ``hiçbir şey`` söylememek gibi işkence... Devamı

17 12 2011

GÜNAYDINIMSIN.... Fecri aydınlatan sözlerimsin sen... Karanlığın odalarına süzme ışıktır gözlerin.. Ceplerinde hüzün taşıyan adamın avuçlarında sakladığı mavi bilyelerin içinde yaşayan can... Sen perdelerime düşen günaydınımsın.. Sen yarım yamalak sözlerimin tamamlandığı yersin... Durma oralarda, gecemi gündüze çeviren kadın.. Günebakan çiçekleri gibi yüzünü bana çevir.. Soluğunu rüzgar, suskunluğunu bahar yaptım kendime..Gözlerinin sağnaklarındayım bulut bulut düşüyorum Yeşil Cennetin kuruyan topraklara... Kalem oluyorsun yüreğimde demlenen... Kahverengi gözlerim gibi kahve gözlerinle ısık dağıtıyorsun şehrime.. Alnıma vuran ışıksın.. Cünkü sen günaydınım, sen benim yaşamımsın sabahıma kanatlanan.. AYDINLIGIMSIN... Cemaline sinen nurlu gözlerine esir düşüm ben.. Esrik bir rüyayım karanlıktan aydınlığına saçılan.. Tut sevgili.. Mihrabına al beni.. Gökyüzüne kanatlandır beni. Kutsa beni yüreğinle.. Kutsal mabedinde yaşamama izin ver... Duam olsun nefesin.. Nefesim olsun gözlerin.. Katılaşmış karanlığımı erit yüzünde soluklanan güneşle.. İlmekle beni ışığına.. Kollarına al cocuksu sevinçlerımi... Ört üzerimi ışığınla... Saçlarımın köklerinde doğsun gözlerin.. Alnı pak sevdalara kazılsın adın.. Tıpkı karanlıklarıma bırakılan aydınlık gibi... Sen hep burada kal. Gecemin sabaha gebe kalan aydınlığı ol... Kuşluk vaktim olsun sözlerin.. Perdelerim seninle gülümsesin... Şehrim seninle ısınsın.. Sen geleceğe yürüdüğüm yollara mevzilenmiş çiçeklerin gökyüzüne bakan yanısın... Sen pencerelerime süzülmüş apaydınlığımsın....  YOLLARIMSIN... Umutsuzlukta kaybettiğim yılların geleceğe giden zamanısın sen.. T... Devamı

10 08 2011

Ele geçen şeyin tadı, tuzu, değeri oraya varmak için çekilen yol

Ele geçen şeyin tadı, tuzu, değeri oraya varmak için çekilen yol zahmeti kadardır. Çölün tozunu yutmayan, dilini dudağını çöl güneşinde çatlatmayan Zemzemin lezzetini bilemez, Ömür boyu hayalini kurmayan Kabenin kadrini tartamaz. O halde önce yan ki su seni kandırsın, … Acık ki ekmek damağında bir lezzet bıraksın. Özle ki bulduğunda gerçekten bulmuş olasın.. (Hz. Mevlana) Devamı

10 08 2011

Dön Semâzen…

  Halka halka küçülen bir noktasın sen… Nokta nokta küçülen bir yoktasın sen…  Dön Semâzen… Kalp diyârına dön. Bir ayçiçeği sûretiyle yüzünü dön Şems/e. Ve bütün vücudun vecde gelsin güneşe dönüşünle. Dön Semâzen…    Ben’den uzak ol Mevlânâ gibi bedeni bırak… Dünyaya dair ne varsa üzerinden at… Öyle bir geç ki mâsivâdan postunu da bırak dön de Dost’una bak…  Mey rengine kanarak ve ney sesine yanarak… Döne döne Dost’una yaklaş. Aş bütün engelleri. O’na yakın ve kendinden ırak aşkınla… Yan ve dön… Yan ve sön…   Dinle sözümü sana direm özge edâdırDerviş olana lâzım olan aşk-ı Hüdâ’dırÂşıkın nesi var ise maşûka fedâdırSemâ sefâ câna şifâ rûha gıdâdır    Siyah hırkana nakıştır toprağa karışan nefsin. Ve sikken mezar taşıdır başında. “Kün” dendi ve sen “ol”dun. Şimdi ölme vaktidir. Sıyrıl dünya telaşından ayrıl tac ile tahttan…    Koy başına sikkeni… Ol ve öl genç yaşında. Döndükçe savrulan eteğin mezarda sana tek yârendir. Bilirsin kefen beyaz bir tennuredir.  Ten nura gark olur; beden eriyerek yok olur “ben” ötelerin ışığında kaybolur. Kefen sana beyaz bir tennuredir. Ten nura gark olur; ruh tendeki nurun huzuruna kavuşur. Ten ve ruh… İnsan bir sûredir ölüm bir âyet… Gerisi vesâiredir. Ey sofî bizim sohbetimiz câna şifâdırBir curamızı nûş edegör derde devâd... Devamı

10 08 2011

Aşk Cihadı

  Leyladan Mevlaya geçiştir AŞK… Bir sonrakini beklemek değil,gördüğünde benimdir diyebilmektir.Zamanların çok ötesinde,zamansızlığı yaşamaktır aşk! Soruların en karmaşığında düğümleri çözmek,Cemalini görmekten çok;en kuytularda anabilmektir aşk! KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR düsturunca,en doyurulmuş hazlarla beklemektir vuslatını! Sevgililere düzülen mısralardan çok;EN SEVGİLİYE yazılan yoksulca bir cümledir aşk! VE kapı çaldığında ‘kim o?’ ya karşılık ”BENİM” yerine ”SENİM” diyebilmek; bakışlarında diyar diyar gezdiğin değil; bir bakışıyla diyarına gittiğindir AŞK… Aşk, AŞK’a erebilmek için bir vasıtadır… bu vasıtada kaybolup da hedefe varamamak acıdır… AŞK’a varabilmek de aşk acısının zehrini idrak etmekle olur.Bu acılı idrak, her ferdin bizzat yaşayıp da aşmasıyla gerçekleşir.Yoksa, bu badireleri tecrübe etmemiş birine söylenen sözler masal gibi gelir… Fani aşk’ın zehrini tatmamış bir kalp, BAKİ AŞK’ın lezzetini fark edemez… ne yazık ki bazıları zehrin etkisiyle Mecnun olup ömrünü girdap içre girdapta helak eder… bu girdaba yakalanan fert, zehri lezzet sanıp iyice salıverir kendisini… bu fasit daire içinde bocalaması idrake vasıl olacağı ana kadar devam eder… ne var ki bu girdaba girdikten sonra kurtulmak çok daha zordur… kimi kurtulmayı başarabilirken, kimi ömür boyu kurtulmak için çabalar; kimi ise düştüğü girdabın farkına varmadığı için ömrü heba olur gider… Hele ki günümüzde medyanın bilinçli olarak yürüttüğü “nesilleri zehirli aşklar girdabında gark etme” politikası dolayısıyla heba olup giden ö... Devamı